Hindistan’da Himalayalar’ın eteklerine kurulu Raini köyünün sakinleri, nesillerdir dağın karla kaplı zirvesinde nükleer cihazların gömülü olduğuna inanıyor.

Köy sakinleri Uttarakhand’da bu ay 50’den fazla kişinin yaşamını kaybetmiş olduğu sellerin, bu cihazların “infilak etmesi” sebebiyle meydana geldiğini söylüyor.


Sadece bilim adamları selin parçalanmış bir buzuldan kaynaklandığı görüşünde.

250 haneli köyün muhtarı Sangram Singh Rawat, öteki köy sakinleri benzer biçimde bu açıklamayı inandırıcı bulmuyor ve “Kışın ortasında buzul iyi mi parçalanır? Hükümet mevzuyu araştırmalı ve nükleer cihazları bulmalı” diyor.

‘Yüksek irtifada casusluk operasyonıu’

Raini sakinlerinin korkuları, ABD’nin Hindistan’la yapılan anlaşma kapsamında Çin’in nükleer denemelerini seyretmek için Himalayalar’ın bazı noktalarına nükleer yakıtla çalışan cihazlar yerleştirdiği 1960’lı yıllara kadar gidiyor.

Çin ilk nükleer denemesini 1964’te yapmıştı.

ABD’de piyasaya sürülen Rock and Ice Dergisi’nde sık sık bu mevzuda yazılar yazan Pete Takeda, bu dönem için “Soğuk Harp paranoyası zirvedeydi. Her türlü plan, yatırım ve yolun mubah olduğu yıllardı” diyor.

Ekim 1965’te bir grup Amerikalı ve Hint dağcı, yedi plütonyum kapsülü ve 57 kiloluk bir seyretme cihazını 7.816 metre yüksekliğe haiz Nanda Devi’nin zirvesine yerleştirmek için yola çıktı.

Burası Hindistan’ın en yüksek ikinci zirvesi ve Çin sınırında.


‘Kar fırtınası çıktı, dağcılar cihazları bırakıp geri döndü’

Sadece ansızın bastıran kar fırtınası dağcıların zirveye çıkmasını engelledi. Geri dönme sonucu alan dağcılar, 1,8 metrelik bir anten, iki telsiz aleti, bir batarya ve plütonyum kapsüllerinden oluşan yüklerini bulundukları noktada bırakıp geri döndü.

O dönem bir mecmua, bu cihazların rüzgar almayan bir kuytuda bırakıldığını yazdı.

Hint ekibine liderlik eden, sınır muhafaza birliğinde görevli tanınmış dağcı Manmohan Singh Kohli “Aksi halde birçok dağcı ölebilirdi” diyor.

Ertesi bahar dağcılar cihazları aramak için aynı noktaya tekrardan tırmandı. Fakat cihazlar kaybolmuştu.

Bu olayın peşinden Nanda Devi’ye yarım yüzyıl süresince yitik malzemeleri bulmak için bulgu tırmanışları yapılmış oldu. Cihazlara ne işe yaradığını bugün hala kimse bilmiyor.


‘Plütonyum kim bilir Ganj sularına karışıyor’

Takeda bir yazısısında, “Plütonyum kapsülleri büyük olasılıkla dağ buzuluna gömülmüş halde. Kim bilir un-ufak oldu ve bu tozlar Ganj Nehri’ne karışıyor” diye yazmıştı.

Sadece bilim adamları bunun abartılı bulunduğunu söylüyor.

Plütonyum atom bombasının ana maddesi. Plütonyum bataryalarda Plütonyum-238 diye malum ve yarılanma ömrü 88 yıl olan değişik bir izotop kullanılıyor.

‘Dağcılar kuşku çekmemek için yüzlerini boyadı’

İngiliz gezi yazarı Hugh Thompson, “Nanda Devi: A Journey to the Last Sanctuary” (Nanda Devi: Son Sığınağa Seyahat” adlı kitabında cihazları yerleştirme görevi verilen Amerikalı dağcıların köylülerin şüphesini çekmemek için Hindistan’da üretilen bir losyon sürerek yüzlerini “esmerleştirdikleri”ni yazıyor.

Thompson’a nazaran dağcılardan köylülere düşük oksijenin insan sağlığına etkilerini araştırdıklarını söylemeleri istendi. Nükleer malzemeleri taşıyan hamallara da bunların içinde bir tür gömü, muhtemelen altın olduğu” söylendi.

‘CIA üssünde hızlandırılmış nükleer casusluk eğitimi’

Outside adlı Amerikan dergisine nazaran dağcılar zirveye tırmanmadan ilkin Şimal Carolina’daki bir CIA üssünde, hızlandırılmış nükleer casusluk eğitimi aldı.

CIA’in başarısızlıkla sonuçlanan bu operasyonu Hindistan’da 1978’e kadar sır olarak kaldı.

Washington Post gazetesi o tarihte Outside’ın haberiyle harekete geçerek, CIA’nin o dönem aralarında Everest’e çıkanların da olduğu bir grup dağcıyı, casusluk operasyonunda kullandığını, bu kişilerin Himalayalar’daki iki zirveye nükleer cihazlar yerleştirmekle görevlendirildiğini yazdı.

Gazeteye nazaran eski bir CIA yetkilisi 1965’teki ilk tırmanışın başarısızlıkla sonuçlandığını ve cihazların kaybedildiğini, iki yıl sonraki ikinci tırmanışın ise “kısmen başarı göstermiş bulunduğunu” söylemiş oldu.

1967’deki üçüncü girişimde ise bu kez görece daha kolay olan bir vazife vardı.


Cihazlar bu kez 6.861 metre yüksekliğe haiz Nanda Kot zirvesine yerleştirilecekti. Vazife başarı göstermiş oldu.

Operasyona katılan 14 Amerikalı dağcıya üç yıl devam eden hizmetlerinin karşılığı olarak ayda biner dolar ödeme yapılmış oldu.

Nisan 1978’de devrin Hindistan Başbakanı Morarji Desai, parlamentodaki bir konuşmasında Hindistan’la ABD içinde 1960’larda Nanda Devi’ye nükleer cihazlar yerleştirilmesi için “üst düzey” bir antak kalma yapıldığını deklare etti.

Deasi bu operasyonun ne kadar başarı göstermiş olduğu mevzusuna informasyon vermedi.

‘CIA sularımızı zehirliyor’

O döneme ilişik gizliliği kalkmış ABD Dışişleri Bakanlığı belgelerinde, 60 kişilik bir grubun ABD’nin Delhi Büyükelçiliği’nin önünde “CIA’nin ülkedeki operasyonlarını” protesto etmiş olduğu, eylemcilerin “CIA Hindistan’dan Defol”, “CIA Sularımızı Zehirliyor” çarpıcı sözleri attığından söz ediliyor.

Himalayalar’daki nükleer cihazlara ne işe yaradığını bugün hala kimse bilmiyor.

Amerikalı dağcılarından Jim McCarthy, Takeda’ya “Aygıt sürüklenip bir buzula gömüldü. Bunun ne tür sonuçlara yol açacağını Tanrı bilir” dedi.

“Ne pişmanım ne de mutlu. Yalnız emirlere uydum”

Dağcılar, Raini köyündeki ufak bir istasyonun bölgedeki kum ve dere sularını tertipli olarak kontrol ettiğini sadece bu tahlillerin sonuçlarının bilinmediğini söylemiş oldu.

Outside’a nazaran “Plütonyum iyice bozuluncaya kadar – ki bu yüzyıllar alabilir- Himalayalar’daki kar tabakasına ve Ganj nehrinin kolları üstünden Hindistan su sistemine sızabilecek bir tehdit olarak kalamaya devam edecek”.

Şimdi 89 yaşlarında olan Yüzbaşı Kohli’ye bu operasyonlarda vazife almış olduğu için pişman olup olmadığını sormuş oldum. Kohli “Pişmanlık ya da mutluluk duymuyorum. Yalnız emirlere uydum” dedi.



BBC



Kaynak: www.haberler.com

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here