2. Kılıç Arslan kimdir? II. Kılıç Arslan kimin oğlu? 2. Kılıç Arslan babası kimdir? Tüm detaylar haberimizde.

2. KILIÇ ARSLAN KİMDİR?

II. Kılıç Arslan (İzz el-Din Kılıç Arslan bin Mesud) (d. 1113 – ö. 1192) Türkiye Selçuklu Devleti’nin sultanıdır. Babası I. Rükneddin Mesud’un yerine tahta çıkmıştır. Anadolu Selçuklu Devleti tarihinde ilk kez altın sikke basımı onun hükümdarlığındadır.

TAHT KAVGALARI, KOMŞU DEVLETLERLE ÇATIŞMALAR VE ANLAŞMALAR

I. Rükneddin Mesud, geleneğe uyarak ülkesini üç oğlu içinde paylaştırmıştı. Büyük oğlu II. Kılıç Arslan hem veliaht olarak duyuru edilmiş hem de kendine Elbistan melikliği verilmişti. Üçüncü oğlu Şahinşah’a Ankara ve Çankırı yöreleri verildi. Devlet (yada Dolat) adlı ikinci oğlu hakkında elde belge bulunmamaktadır. Damatları olan Danışmendli Zünnûn’a Kayseri melikliği ve Danişmendli Yağıbasan’a Sivas melikliği verilmişti.

I. Rükneddin Mesud’un 1155’te ölmesinin arkasından oğulları ve damatları içinde taht kavgaları başladı. II. Kılıç Arslan melik olarak bulunmuş olduğu Elbistan’dan Konya‘ya gelmiş olarak tahta çıktı. Ilkin Elbistan ve Kayseri’yi eline geçirmek için harekete geçen Sivas meliki Yağıbasan üstüne yürüdü; fakat Musul Atabeyi Nureddin Zengi siyasal baskısından korkması dolayısıyla onunla anlaştı. II. Kılıç Arslan’ın bu zayıflığını fark eden Bizans İmparatoru I. Manuil ona karşı geniş bir birlik kurdu. 1159’da Musul Atabegi Nureddin Zengi ile yöredeki Haçlı Devletleri ve kardeşi Şahinşah, kayın-biraderleri Yağıbasan ve Zunun ve Malatya Meliki Zülkarneyn bu birliğe katılmışlardı. Kılıç Arslan uzlaşma çareleri aradı. Ilkin Yağıbaşan’a bir elçi gönderdi ve sulh istedi; sonrasında bunu karşılığında Elbistan’ı ona vermeyi teklif ettiyse de her iki girişimden de netice alamadı. Kızını Konya’dan Erzurum melikine gelin olarak göndermekte iken gelin alayı Yağıbaşan tarafınca baskına uğratılıp kızı Zunun ile nikahlandı. Buna bir karşılık vermek için Kılıç Arslan Yağıbasan’a atak ettiyse de yenik düştü.

II. Kılıç Arslan devletini ayakta tutabilmek için ilkin Bizans İmparatorluğu’yla sulh yapmanın yollarını aradı. 1162’de İstanbul’a gidip orada 80 gün kalmış olarak Bizans ile bir antlaşma yapmış oldu. Buna gore karşılıklı yardımlaşma yapılacağı benzer biçimde, Türkmenler de Bizans’a akınlarda bulunmayacaktı.

1153’te II. Kılıç Arslan Artuklular ile anlaşıp beraber Yağıbasan üstüne yürüdü. Bağdaşıkları Fırat’ı geçerek Malatya meliki Zülkarneyn’e hücuma geçerken Kılıç Arslan da Yağıbasan’dan Sivas’ı aldı. Yağıbasan, Şahinşah ile birleşmek suretiyle Çankırı’ya firar etti ise de 1164’te orada öldü. Kılıç Arslan Ankara ve Çankırı üstüne giderek bu yöreleri kardeşi Şahinsah’tan aldı. Son olarak olarak Kayseri alındı. Fakat Şahinşah ve Zunnun Nureddin Zengi’ye sığındılar ve Malatya’nın alınmasına Nureddin Zengi karşı olduğundan bu kale alınamadı. Kılıç Arslan’ın amcası Göksun meliki Gökarslan da Nureddin Zengi’ye katıldı ve Nureddin Zengi 1173’te Maraş ve Göksun’u Türkiye Selçukluları’ndan aldı.

Tam o yıl Sivas’ta büyük bir açlık ortaya çıktı. Sivas meliki olan Kılıç Arslanın kızkardeşi ve ölen Yağıbaşan’ın karısı yeni kocası ile halka zahire yardımı yapmaktan çekindi ve ortaya çıkan bir halk isyanı sonucunda halk tarafınca öldürüldüler. Halk Nureddin Zengi’ye sığınmış olan Zunnun’u melik olarak istedi ve Zunnun’da Musul’dan gelmiş olarak Sivas melikliği görevini yüklendi. Fakat açlık ve şiddetli hava şartları dolayısıyla iki taraf bir antlaşmaya vardılar. Nüreddin Zengi eline geçirdiği şehirleri iade etti ve Kılıç Arslan da Zunnun’un Kayseri meliki olarak atanmasına razı oldu.

Ermeni Derebeyi Toros da Türkiye Selçuklu Devleti’ne karşı harekete geçmişti.

1174’te Zengi Hanedanının Suriye ve Musul hükümdarı Atabeg Nureddin Zengi Şam’da öldü. Nureddin Zengi’nin genç yaşta oğlu Salih İsmail Mısır’da iktidarı eline geçirmiş olan Selahaddin Eyyubi’ye karşı gelemedi. 1174’te Şam’ı eline geçiren Selahaddin, Nureddin Zengi’nin dul karısıyla evlenip Salih İsmail’in taht naibi belirleme edildi ve 1181’de Salih İsmail ölümü ile Zengiler idaresi bitti. Selahaddin Eyyubi ilgisini Kudüs, Filistin ve Mısır üstüne teksif etti. Böylece II. Kılıç Arslan’ın Doğu Anadolu’da rakiplerine destek elde eden büyük bir siyasal güç ortadan kalkmış oldu.

Batı sınırını güvence altına alan ve doğuda rakiplerine desteğinin azaldığını gören II. Kılıç Arslan Anadolu’ya geri yöneldi. Kayseri meliki olan kayınbiraderi Danışmendli Zunnun ve şehzadesi Şahinşah’ın birleşik ordusunu yendi ve onlar Bizans’a sığındılar. Ankara, Darende ve Kayseri’yi onlardan aldı. 1175’te kayınbiraderi Danışmendli Yağıbasan’ın oğullarını Selçuklu uc beyleri belirleme ederek Danişmendlilerin egemenliğine son verdi. Zengiler’den de bazı topraklar ele geçirdi ve Ermenileri de yendi.

BİZANS İLE SAVAŞ VE MİRYOKEFALON MUHAREBESİ

Fakat oldukça geçmeden II. Kılıç Arslan ile Bizans arasındaki sulh bozuldu. Bizans İmparatoru I. Manuil Zengilerin ortadan kalkmasını ve Selahaddin’in güney-doğu Akdeniz problemlerine teksif olmasını stratejik olarak II. Kılıç Arslan’ın bir dayanağının ortadan kalmış olduğu şekilde değerlendirdi. Ek olarak Eskişehir yörelerinde yoğun bir halde çoğalan Türkmenler, Denizli, Kırkağaç, Bergama ve Edremit’e kadar Bizans topraklarına senelik hücumlar yapmaktaydılar ve Manuil bu akınları önlemek istemekteydi. Danişmendli Zunnun ile şehzadesi Şahinşah da Bizans’a sığınmışlardı. I. Manuil büyük bir askeri sefer için hazırlıklara başladı. Ek olarak Anadolu’ya arka arkaya Danişmendli Zunnun ve sonrasında şehzadesi Şahinşah komutasında ve Bizans birlikleriyle güçlendirilmiş orduları Anadolu’ya gönderdi. II. Kılıç Arslan orduları her iki orduyu da yenik düşürüp Bizans’a geri püskürttü. Kılıç Arslan Bizans’a ikinci bir sulh heyeti gönderip müzakerelerde bulunduysa da bunlar da İmparator tarafınca reddedildi.

1176 yazında Bizanslılar, içinde oldukça sayıda Frank, Peçenek, Macar ve Sırp paralı askeri bulunan iki ordu ile II. Kılıç Arslan üstüne yürüyüşe geçtiler. Kuzeyden yürüyen ve İmparator’un amca oğlu General Andronikos Vatatzes komutasındaki ordu Kastamonu ve Amasya üstünden Eylül 1176’da Niksar’a gelip bu kaleyi kuşattı. Fakat bu yörede bulunan Selçuklu ordusu ile sur önlerinde meydana getirilen “Niksar Muharebesi”‘nde Bizans’lılar oldukça büyük bir yenilgiye uğradılar ve muharebede ölen komutanları Vatatzes’in başı Konya’ya II. Kılıç Arslan huzuruna gönderildi.

Bizanslıların güneyden giden büyük ordusu imparator I. Manuil komutasındaydı ve Konya’yı ele geçirmeyi hedeflenmişti. II. Kılıç Arslan 17 Eylül 1176’da Sandıklı ile Dinar’ın doğusunda, Isparta’nın Gelendost ilçesi sınırlarında Miryokefalon Savaşı’nda Bizans ordusunu pusuya düşürdü ve ağır bir yenilgiye uğrattı. Bu, Türklerin Anadolu’da Bizans karşısında Malazgirt’ten sonraki en büyük zaferdi. Bu yenilginin arkasından Bizans İmparatorluğu, Türkleri Anadolu’dan çıkarma umudunu tümüyle yitirdi.

ÖLÜMÜ

Alman Haçlı ordusunun dağılmasından sonrasında kardeş kavgası daha da ciddileşti. Kutbeddin babasını zorla beraber alarak, Kayseri’yi eline geçirmek niyetiyle kardeşi Nureddin Sultanşah’a hucuma geçip kent kalesini kuşattı. Kılıç Arslan kaçmayı başarıp Kayseri’ye sığındı. Kutbeddin Konya’ya döndü ve orada bağımsız Selçuklu Devleti Sultanı bulunduğunu duyuru etti. Yaşlı olan Kılıç Arslan ilkin öteki birkaç oğlu içinde dolaştı. 1192’de Kılıç Arslan Uluborlu’da bulunan oğlu Gıyaseddin Keyhüsrev’le beraber Konya’ya yürüyerek şehri eline geçirdi ve Aksaray’a kaçan Kutbeddin’i kovalayıp şehri kuşattılar. 1192’de 77 yaşlarındayken Aksaray Kuşatması esnasında öldü. Konya’yı elinde bulunduran yedinci büyük oğlu I. Gıyaseddin Keyhüsrev Sultan olarak tahta geçirildi.

Türbesi Konya’da Alaeddin Camii yanındadır.

II. Kılıç Arslan ölmeden oldukça ilkin ülkesini 11 oğlu içinde bölüştürmuştü. Fakat bu oğulları arasındaki çatışmalar daha kendisi yaşamaktayken ortaya çıkmıştı. Bunlar ölümünden sonrasında devam edip Türkiye Selçuklu devletini oldukça zayıflattı. Uzun devam eden bir saltanattan sonrasında II. Kılıç Arslan’ın ülkesine tek bir kuvvetli sulh sağlamaması ve ülkeyi oğulları içinde bölüştürmesi; hem kendi saltanatının son yıllarında ve hem de ölümünden sonrasında Türkiye Selçuklu Devleti’nin sulh ve refahına oldukça aksi tesirlerde bulunmuştur.



Kaynak: www.haberler.com

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here